Türkiye: İmalat sanayi PMI Kasım’da 52 seviyesinde

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) ve IHS Markit’in açıkladığı verilere göre; Kasım ayında imalat PMI 51,2 seviyesinden 52 seviyesine yükseldi.

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) ve IHS Markit’in açıkladığı verilere göre; Kasım ayında imalat PMI 51,2 seviyesinden 52 seviyesine yükseldi. Enflasyonist baskıların ve tedarik zincirlerindeki aksamaların talebi olumsuz etkilediğine dair işaretlere rağmen, Kasım ayında sektördeki büyümenin ivme kazandığı görülmektedir. Diğer taraftan, sanayideki büyümenin liradaki değer kaybının bir yansıması olarak enflasyonist fiyat değişimleriyle beraber gerçekleştiği ortadadır. Çünkü, belirgin bir şekilde artan girdi maliyetleri ile ÜFE’nin yansıması bir şekilde satış fiyatları TÜFE’ye yansıma üzerinden etkilenmektedir. PMI, Haziran 2020’den beri Mayıs 2021 hariç olmak üzere (kapanma etkisi) 50 baz değeri üzerinde büyüme bölgesinde kalmaktadır. 

 

PMI verisinin ayrıntılarına bakacak olursak; üretim ve istihdam artış kaydetmiştir. Faaliyet koşullarının iyileşmesi ve mevcut siparişler üretim büyümesi üzerinde etken olurken, istihdam artışı ile üretim artışı arasında da çift taraflı etkileşim devam etmektedir. Diğer yandan; yeni siparişlerdeki yavaşlama sürükleyici dış talebin ivme kaybettiğini göstermektedir. Buna sebep olarak; küresel üretim ve talep yavaşlamasına neden olabilecek tedarik kaynakları görülebilir. Özellikle fiyat artışları, elektronik parça eksiklikleri ve otomotiv sektöründe yaşanan sorunlar temel yavaşlama sebepleri olarak öne çıkmaktadır. Tedarik sıkıntılarına ve nakliye sürelerine bağlı olarak teslimat süreleri de uzarken, firmaların siparişlere yetişme noktasında piyasadan girdi toplama ve stok artırma eğilimlerini artırdığı, ihtiyatlı bir yaklaşım benimsediği görülmektedir.

 

Enflasyon tarafında ise; girdi maliyetlerinin kaydettiği hızlı yükselişe bağlı olarak girdi ve ürün fiyatlarındaki keskin artış rekor düzeydeki satış fiyatı artışlarına neden olmaktadır. Satılan mamul fiyatlarındaki kur kaynaklı geçişkenliğin hızlı artışı, imalatçıların maliyet yüklenimlerine fiyatlarına yansıtmakta olduğunu göstermektedir. Küresel arz sorunları, hammadde temininde yaşanan güçlükler ve nakliye konusunda yaşanan sorunların neden olduğu maliyet artışlarına, son dönemde liradaki değer kaybının etkisi çok ciddi anlamda katkıda bulunmaktadır. Özellikle kur artışlarının etkisi, son dönemde sektördeki maliyet ve fiyat yüklenimlerinin ana nedeni olarak ağırlığını artırmaktadır. Önümüzdeki dönem ÜFE’deki artışın TÜFE’ye yansıma potansiyeli üzerinden enflasyonist baskıların devamı gelebilir.

 

PMI Üretim Endeksi… Kaynak: TÜİK, İstanbul Sanayi Odası, IHS Markit, Bloomberg

 

Avrupa PMI’larında bir süredir imalatta gerileme görüyoruz. Dünya ekonomisinde de hafif de olsa yavaşlama sinyali var. Covid varyantlarının etkisiyle mevcut yavaşlama biraz daha artabilir. Bu şu açıdan önemli; ihracatımızın ana kaynağı olarak dış talep dinamiklerinde bir yavaşlama içerideki ihracat ve üretim görünümüne aşağı yönlü olarak yansıyabilir. Normalin üzerindeki talebe yetişmekte zorlanan sanayinin, üretim momentumunda bir yavaşlama etkeni olma ihtimali söz konusu olabilir. Siparişlerde yavaşlama ile beraber, önümüzdeki aylarda PMI verilerinde biraz aşağı yönlü veya kısmi yavaşlama yönlü eğilim görebiliriz. Dünyada 55-60 bandında, bizde 50-53 bandında istikrar noktasında olan PMI, 4Ç21 açısından sanayi üretiminde %4-5, GSYH büyümesinde ise %3-4 gibi bir patikaya işaret etmektedir. Yılın genelinde GSYH büyümesini ise %10,3 seviyesinde bekleriz.

 

İhracat noktasında, stratejik konumlanma itibariyle hem döviz getirisi hem de dış talebi korumak adına bir strateji yerinde elbette. Aynı zamanda firmaların stratejik yönetimi çerçevesinde de, özellikle aynı momentumu korumanın zor olduğu iç ve dış talep bileşenlerine yönelik farklı bir yaklaşım benimsenebilir. Bu dönemde, arz yönlü tedarik sorununu karşılamanın zorlaşması ve kur artışlarından kaynaklı olarak iç piyasaya mal vermenin zorlaştığı bir ortamda karlılık anlamında da daha fazla dışarıya yönelme olmasını bekleriz. Diğer taraftan, kur arttıkça fiyatlar yükseliyor ve daha yüksek fiyatları karşılamak zorunda olan tüketicinin alım gücünün azalması nedeniyle talep azalıyor. Dışarıya verilen fiyatta da döviz kurundaki artış yabancının içeride üretilen malları kendi açısından daha ucuza almasını sağlıyor. Arz tarafındaki kısmi sorunların ise trend dışı talep etkenlerinde değişime yol açabilmesi nedeniyle üretim ve tüketim noktasında eş zamanlı yavaşlamalara yol açabileceğini düşünüyoruz. İç talep açısından fiyatlar düzeyinde sıkıntı gözlemleyebiliriz, çünkü enflasyonist etkiler fiyatlama yapmayı zorlaştırmaktadır.

Kaynak Tera Yatırım-Enver Erkan
Hibya Haber Ajansı

Okunma